DOLAR
49,52 ₺
EURO
55,70 ₺
STERLİN
66,10 ₺
ALTIN
2.580,00 ₺
BITCOIN
93.500 ₺
FAİZ
50,00%
Gündem Politika Ekonomi Analiz Dünya Röportaj Spor Türk Dunyası Yalova Haber
Menü
Dil
Türkçe İngilizce

Siyasette Etiket, Protokol ve Beden Dili: Yalova’da Kulislerin Gösterdiği Asıl Hikaye...

YALOVA’DA YENİ BİR TRANSFER DALGASI MI?

|

Yalova siyasetinde bazı gelişmeler vardır; yüksek sesle konuşulmaz ama herkes birbirinin gözünün içine bakarak aynı soruyu sorar:

“Acaba?”

Uzun süredir kulislerde iki belediye başkanının AK Parti’ye geçeceği konuşuluyor. Yaklaşık bir hafta önce bu iddianın içinde adı geçen iki ismi öğrendim. İsimlerden biri Kaytazdere, diğeri ise Subaşı Belediye Başkanıydı.

Açıkçası şaşırdım. Hatta ilk tepkim çok netti:

“Böyle bir şey olamaz.”

Fakat ismi veren kişi o kadar emindi ki...

“Eylül ayının sonuna kadar sabret ve olacaklara bak" dedi.

İddiaya göre, AK Partili belediye başkanlarından birinin itirazı nedeniyle bu iki ismin üyelik süreci bekletiliyordu. Kulis bilgisini veren kişi ise bu itirazın eylül ayının sonuna kadar aşılacağını ve sürecin ardından işlerin yoluna gireceğini söyledi.

Ben de bunun üzerine Yeni Parti İl Başkanı Erdem Doğancı ile görüştüm. Doğrudan iki ismi sormadım. Sadece Turan Canbay’ın Yeni Parti üyesi olup olmadığını sordum.

Aldığım cevap dikkat çekiciydi: “Üyesi sayılır.”

Ardından, partiden bir aylık süre istediğini, işlerini yoluna koymak için eylül ayının sonuna kadar mühlet aldığını söyledi.

Şimdi düşünün...

Bir tarafta kulisten gelen bilgi:  “Eylül sonuna kadar bekle.” 

Diğer tarafta il başkanının söylediği: “Üyesi sayılır, bir aylık mühlet istedi.”

Kulis ile açıklama, adeta bir yapbozun parçaları gibi yan yana gelmeye başladı. Elbette bunların hiçbiri tek başına bir siyasi parti değişikliğinin kanıtı değildir.
Ama siyaset zaten yalnızca resmi açıklamalardan ibaret değildir ki...

Bunu hepimiz biliyoruz! Bazen açıklanmayanlar da siyasetin bir parçası olabiliyor çünkü...

ÖZGÜR ÖZEL BULUŞMASI

Kaytazdere Belediye Başkanı Doğan Çitil geçtiğimiz günlerde Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile buluşmak için Karamürsel’e gitti. Bunun üzerine, bana bu ismi veren kişiyi aradım.
Kendisine: “Yalan bilgi” diye uyardım...

Adam ise o kadar emindi ki... Bana sadece: “Eylül ayının sonuna kadar sabret ve olacaklara bak” dedi.

Şimdi, gelin mevcut siyasi durumun yapboz parçalarını beraber birleştirelim... 

Kaytazdere Belediye Başkanı geçenlerde Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşmeye gitti ve bu konu ile ilgili hiç bir sosyal medya paylaşımı olmadı. CHP İl başkanı da, kendisi de konuyla ilgili o kadar relaks bir tavır sergilediler ki, sanarsın askerlik arkadaşı ile bir görüşme gerçekleşmişti de, ben olayı büyütüyordum...

Konu adeta kapatıldı.

9 EYLÜL DETAYI

Hemen  bu buluşmanın ardından takvim 9 Eylül'ü gösterdi. CHP'nin 103. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yalova CHP örgütü Ankara'ya gitti.
Fakat Kaytazdere Belediye Başkanı, Yeni Parti  genel başkanıyla gerçekleştirdiği buluşmanın hemen ardından, partisinin kuruluş yıl dönümü için Ankara'daki programa CHP'li belediye başkanı olarak katılmadı. 
Şimdi insan ister istemez soruyor: Ayrıldığı partinin genel başkanı ile  görüşmek için Karamürsel'e kadar giden CHP'li bir belediye başkanı, kendi partisinin genel başkanı ile görüşmek için  Ankara programına neden gitmez?

Bu elbette tek başına bir sonuç değildir. Ama siyasi iletişim açısından dikkat çekici bir ayrıntıdır değil mi?  Çünkü siyasette bazen gidilen yer kadar gidilmeyen yer de önemlidir.

BAKAN GELİYOR, İKİ İSİM ORADA

Sesli düşünelim arkadalar isterseniz...

Bakan Yalova'ya geliyor. Ve nedense bu iki isim de bakanı karşılayanlar arasında yer alıyor. Sanki başka hiçbir belediye başkanı yokmuş gibi...
İşte tam burada bana dün bu söz konusu olan iki belediye başkanlığının birinden arayarak sorulan soru şu: 
“Mehmet Gürel de görüştü, onu neden yazmadınız?”
Ben de dedim ki: “Peki. Madem içiniz rahat etsin, Mehmet Gürel üzerinden de bakalım.”

SİYASETTE “ETİKET” DİYE BİR ŞEY VARDIR

Mehmet Gürel her zaman eleştiriye açık bir siyasetçi.  Hatta Yalova'da eleştiriyi olgunlukla karşılayan az sayıda siyasetçilerdendir diye bilirim. Ama Mehmet Gürel'in burada valilik binasında bütün il protokolüyle birlikte bakanı karşılaması son derece doğal. Çünkü bakan, her ne kadar AK Parti iktidarının ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin bir mensubu olsa da sonuçta devletin bakanıdır. Yani  herkesin bakanıdır.

Dolayısıyla bir belediye başkanının valilikteki resmi protokol kapsamında bakanı karşılaması, bakanla görüşmesi ve temas kurması son derece normaldir.
Ama siyasette bir de “siyasi etiket” diye bir şey vardır. Mehmet Gürel bu siyasi etiketi  iyi biliyor anlaşılan... Ve bu siyasi etiketin sınırlarına hakim.

O yüzden de herhangi bir mühlet istemeden kendi siyasi pozisyonunu korudu. Bakanla da nötr bir zeminde, olması gereken yerde ve olması gereken sıfatla görüştü:
Belki belediye başkanı olarak, belki vakıf başkanı olarak...

İşte mesele tam olarak burada.

Protokol başka şeydir, siyasi pozisyon başka şey :  MEHMET GÜREL NEDEN KÜLLİYEDEKİ AÇILIŞTA YOKTU?

Peki Mehmet Gürel neden Külliye'deki açılışta yoktu? “Valilik tarafından davet edilmedi” denilebilinir mi?  Yani düşünün de mantıklı geliyor mu size? Yalova Belediye Bakanı Mehmet Gürel davet edilmiyor, ama Kaytazdere ve Subaşı belediye başkanları davet ediliyor... Hemde sürekli CHP tarafından eleştirilen ve kınanan İmam Hatip Okulundaki açılışa... 

Ne kadar mantıklı?

Ama burada önemli konu  siyasi etiket ve sınır meselesi...
Bunlar belki yazılı kanunlar değildir. Belki hiçbir yerde konuşulmaz. 

Ama siyasetçi bunlara hakim olmak zorundadır!

Tut ki siyasi görüşünüze rağmen iktidar partisi, CHP tarafından sürekli eleştirilen İmam Hatip okulundaki külliyenin açılışına davet etti.
Oraya gitmek zorunda olmak gerekse bile, bakanla ve diğer devlet yetkilileriyle görüşmek gerekse bile, oraya gidip bir siyasi figür olarak görünmek yerine valilikteki protokol karşılamasına katılmak daha asil olmazmıydı? 

Elini sıkar, gerekli görüşmeyi yapar hem de  siyasi kimliğin sınırlarını daha fazla zorlamak gerekmezdi... Bence bu daha stratejik ve siyasi etiketi koruyan bir hamle olurdu.

PEKİ, ARKA SIRALARDAKİ GÖRÜNTÜ?
Koskoca bir belediye başkanı,  protokolden ayrı bir yerde arka sıralarda oturup kamerayı görünce yüzünü eliyle saklamaya çalışması valilik daveti gibi  görünür mü sizce? 
Eminim bir çoklarınız, davetiyesiz bir şekilde konsere, bir etkinliğe katılmışsınızdır, en azından öğrenci yıllarnızda. Yani benzer bir durumu muhakkak her birimiz yaşamışızdır. 
Davetiyesiz gidilen yerde yerin olmadığı için bir kpşede oturmak zorunda kalırsın. Aynı manzarayı görünce insan ister istemez hatırlıyor.

Bu yüzden burada beden dili de ayrıca dikkat çekiyor. Elbette beden dilinden kesin siyasi niyet okunamaz. Ama görüntünün kendisi ortadadır.
Arka sıralar, protokolden ayrı bir konum, kameraya yakalanmama çabası...
Sonra salona Bilal Erdoğan geliyor.
Hemen ardından Kur'an tilaveti ve İstiklal Marşı okunuyor. Ve dikkat çekici biçimde, arka koltuklarda adeta saklanarak katıldıklarını beden diliyle belli eden bu iki belediye başkanı, kendilerini oraya getiren bir AK Partili belediye başkanıyla birlikte artık salonda görünmüyor.

Koltukları bomboş...
Şimdi soruyorum: Madem söylendiği gibi vali tarafından açılışa davet edilmişlerdi, neden açılışın hiçbir karesinde yoksunuz?
Bu sorunun cevabını elbette ben veremem. Ama soru ortada...

VE SONRADAN GELEN PAYLAŞIM...

Bu aslında nokta atışı oldu diye bilirim. Dün, benim paylaşımımın ardından Kaytazdere belediye başkanı'ndan dikkat çekici bir sosyal medya hamlesi geldi.
Başkan, bakanla görüştüğü kareleri kendi sosyal medya hesabından paylaştı.
İlk bakışta stratejik bir hamle!
Fakat burada da dikkat çeken bir eksiklik var.

Paylaşımda: “Valiliğin davetiyle katıldığımız İmam Hatip Okulundaki Külliye'nin açılışına katıldık.” denilmiyor.
Bakanın görüşmesine ilişkin de doğrudan: “Bakanla görüştük.”  şeklinde bir ifade kullanılmıyor.

Mesele siyasi veya kurumsal bir arka plan (background) olsaydı bu konuda, Kaytazdere belediye başkanı bakanla görüşmesine  yazacağı not şu olurdu: "Kaytazdere veya Subaşına da Esenködeki gibi bir egitim küllüyesini kazandırmak adına görüşmeler yaptık"...

Bunun yerine: “Karşıladık.” ifadesi kullanılıyor. Ama nerede karşıladıklarını, nereye katıldıklarına ilişkin hiç bir bilgi yer almıyor. Hatta valiliğn davetiyle katıldığımız  diye de  not geçmiyor...

Bu ifade de ister istemez insanın dikkatini çekiyor.

Sanki bakan Yalova'ya gökten sebetle direk külliyeye inmiş de, muhalifet partili belediye başkanları da bunu bekliyordu... 

Şimdi insan ister istemez soruyor:

Bir yerde "ben getirdim" deniliyor. Bir yerde "Valiliğin daveti vardı" deniliyor. Sonra "karşıladık" deniliyor. Ama aynı paylaşımın altında külliyeden görüntüler de bulunuyor. Ama küllüyenin açılışına dair bir kelam bile yok...

Belki gerçekten biz bazı ayrıntıları bilmiyoruz. Bu da ola bilir tabii ki... Belki de bütün bunların son derece masum ve basit bir açıklaması vardır.

Olabilir!

Ama o zaman şu soru da sorulabilir:

CHP ve Yeni Parti çizgisindeki belediye başkanlarının sürekli eleştirdikleri İmam Hatip Okulunda bakanı karşılamaları da çok manidar olmuyor mu?

Siyasette bazen cevabı aranan şey, kimin ne söylediğinden çok, aynı olayın kaç farklı cümleyle anlatıldığıdır.

Oysa kamuoyunun merak ettiği şey zaten tam olarak bu: 

Orada bulunma gerekçesi neydi?

Valiliğin daveti miydi?

Külliyenin açılışına katılım mıydı?

Yoksa sadece bakanla gerçekleşen bir görüşme miydi?

Bunların açıkça yazılmaması, soruyu ortadan kaldırmıyor. Tam tersine yeni sorular doğuruyor.

Bir başka dikkat çekici ayrıntı da şu:  Özgür Özel ile yapılan görüşmede el sıkışma görüntüsü paylaşılmazken, bakanla görüşme görüntülerinin paylaşılması da ayrıca bir konu...

Arkadaşlar, ben işimi yapıyorum. görünen tabloyu okumak ve buna yorum yapmaktır benim işim. Burada kesin bir siyasi anlam yüklemekten ziyade, siyasi iletişim açısından ortaya çıkan tabloyu okuyorum sizlerle beraber..

Çünkü siyaset yalnızca söylenen sözlerden ibaret değil.

Neyi paylaştığınız, neyi paylaşmadığınız ve hangi kelimeyi seçtiğiniz de siyasi iletişimin parçasıdır muhakkak...

PEKİ, BU KULİSLER NEDEN AÇIKÇA YALANLANMIYOR?
İşte benim için asıl dikkat çekici noktalardan biri de burası. Madem uzun süredir iki belediye başkanının AK Parti'ye geçeceği konuşuluyor...
Madem artık isimleri kulislerde açıkça telaffuz ediliyor...

Madem bu iddialar belediye başkanlarının siyasi kimliğini ve parti aidiyetini tartışmaya açıyor...

O zaman insan ister istemez şu soruyu soruyor: Neden çıkıp açıkça “Bu iddia doğru değildir” denilmiyor? Neden bir basın toplantısı yapılmıyor?
Neden kameraların karşısına geçilip kamuoyuna net bir açıklama yapılmıyor?
Neden gazetecilerin karşısına çıkıp: “Hakkımızda çıkan parti değiştireceğimiz yönündeki iddialar gerçeği yansıtmıyor.”
denilmiyor?

Elbette bir belediye başkanının her kulise cevap verme zorunluluğu yoktur. Her söylenti için basın toplantısı yapmak da siyasetçinin mecburiyeti değildir.

TURAN CANBAY SORUSU: AK PARTİ BU BİLGİYİ NEREDEN BİLİYOR?

Burada gözden kaçırılmaması gereken çok daha önemli bir ayrıntı var.

Turan Canbay bugün nasıl “Yeni Partili değil, bağımsız belediye başkanı” olarak tanımlanabiliyor mu?

Çünkü 30 Temmuz 2026 tarihinde kamuoyuna açıkça yapılan ortak açıklamada tablo son derece netti.

Yalova Belediye Başkanı Mehmet Gürel, Çiftlikköy Belediye Başkanı Adil Yele, Çınarcık Belediye Başkanı Avni Kurt, Koru Belediye Başkanı Kamil Yaman, Subaşı Belediye Başkanı Turan Canbay ve Kadıköy Belediye Başkanı Yılmaz Tavşan, CHP’den istifa ettiklerini ve çalışmalarını Yeni Parti çatısı altında sürdüreceklerini birlikte açıkladılar.

Yani kamuoyuna verilen mesaj şuydu: Turan Canbay, Yeni Partiye katıldı. 

Peki bugün ne değişti?

Eğer Canbay artık Yeni Parti üyesi değilse ve bağımsız belediye başkanı olarak tanımlanıyorsa, bunun siyasi ve hukuki bir açıklaması olması gerekmez mi?

Daha da önemlisi…

Yeni Parti İl Başkanı ile yaptığım görüşmede bana aktarılan bilgi, Canbay’ın partiden ayrıldığı yönünde değil.

Tam tersine, “Üyesi sayılır” denildi.

Üstelik Canbay’ın bazı işlerini yoluna koyabilmek için Eylül sonuna kadar süre istediği ifade edildi.

Şimdi burada çok basit ama çok önemli bir soru ortaya çıkıyor:

Yeni Parti İl Başkanı, Turan Canbay’ın partiyle ilişkisini bu şekilde tarif ederken, AK Parti tarafında Canbay’ın “bağımsız belediye başkanı” olduğu bilgisi nereden geliyor?

Bu bilgi nasıl oluştu?

Kim aktardı?

Canbay’ın Yeni Parti’ye tam olarak üye olmadıysa ve bu AK Parti tarafından nasıl öğrenile bilinir ki? 

Üyelikler E-devlet üzerinden yapılmıyor mu? 

Ve eğer henüz bağımsız belediye başkanlığını belediye başkanı kendisi ilan etmemişken, neden AK Parti çevresinde Canbay için “bağımsız” tanımlaması kullanılıyor?

İşte bence asıl dikkat çekilmesi gereken nokta burası.

Çünkü ortada 30 Temmuz’da bütün kamuoyuna yapılan açık bir siyasi açıklama var.

O açıklamada Turan Canbay, diğer beş belediye başkanıyla birlikte Yeni Parti çatısı altında olduğunu ilan etmiş.

Bugün ise farklı bir siyasi çevreden, onun “Yeni Partili olmadığı, bağımsız olduğu” söyleniyor.

Bu iki bilgi arasında ya bizim bilmediğimiz bir gelişme var…

Ya da siyasetin perde arkasında kamuoyuna henüz açıklanmayan başka bir süreç yaşanıyor.

Üstelik bu durum, daha önce konuştuğumuz “Eylül sonuna kadar bekleme” meselesini de yeniden gündeme getiriyor.

Çünkü eğer ortada sadece Yeni Parti İl Başkanı ile Canbay arasında “biraz zaman isteme” meselesi varsa, AK Parti tarafı onun siyasi statüsünü nasıl bu kadar net tarif edebiliyor?

Sadece bir siyasi kulis mi konuşuluyor, yoksa bazı bilgiler kamuoyundan önce siyasi aktörlerin masasına mı geliyor?

İşte bu soru cevap bekliyor.

Ve belki de bütün hikâyenin en ilginç tarafı şu: 30 Temmuz’da altı belediye başkanı birlikte çıktı ve “Yeni Parti çatısı altında devam ediyoruz” dedi.

Aradan henüz iki ay bile geçmeden, o altılıdan bir isim başka bir siyasi çevrede “bağımsız belediye başkanı” olarak anılıyor.

Peki…

Turan Canbay ne zaman bağımsız oldu?

Kimden ayrıldı?

Kime bildirdi?

Kamuoyuna neden açıklanmadı?

Ve daha önemlisi: AK Parti bu bilgiyi bizden önce nereden öğrendi?

İşte Yalova siyasetindeki asıl soru belki de artık “Turan Canbay AK Parti’ye geçecek mi?” değil.

Turan Canbay’ın siyasi statüsü şu anda tam olarak nedir ve bunu kim, ne zaman değiştirdi?

Bu sorunun cevabı verilirse, kulisin geri kalan parçaları da belki kendiliğinden yerine oturacak...

 

 

Yazar: Ülker Fermankızı

Son haberler