Yalova ile Japonya’nın Tonami şehri arasında 3 Ekim 1989 tarihinde imzalanan "Kardeş Şehir" protokolü, iki toplum arasında kurulan köklü bir gönül köprüsünün simgesiydi.
Dönemin Yalova Belediye Başkanı Cengiz Koçal ve Tonami Belediye Başkanı Tetsuo Annen’in adımlarıyla kente kazandırılan 37 yıllık Japon Barış Çanı, sadece bronz bir metal parçası değil; evrensel barışın, kültürlerarası hoşgörünün ve dostluğun manevi bir abidesiydi.
Ancak ne yazık ki bu anlamlı miras, ihmalkarlık ve güvenlik zafiyeti zincirinin son halkası olarak karanlık bir hırsızlık vakasına kurban gitti. 87 kilogram ağırlığındaki simge çan, gece yarısı demir kesme makasıyla kulpundan kesilerek yerinden söküldü. Faillin çanı sadece 4.500 TL gibi trajikomik bir meblağ uğruna çaldığını itiraf etmesi ve çanın kısa süre içinde 26 bin TL karşılığında bir hurdacıya satıldığının ortaya çıkması, olayın vahametini bir kez daha gözler önüne serdi.
Yerel Yönetimin Güvenlik ve Sahip Çıkma Zafiyeti
Bu noktada asıl sorgulanması gereken husus, kentin göbeğinde yer alan ve 37 yıllık bir geçmişe sahip olan böylesi değerli bir kültür varlığının nasıl bu kadar korumasız bırakıldığıdır. Kentin en işlek noktalarından birinde sergilenen ve uluslararası bir diplomasi nişanesi olan Barış Çanı’nın etrafında ne caydırıcı bir güvenlik önlemi ne de kesintisiz bir kamera izleme sistemi bulunuyordu.
Yalova Belediyesi'nin olay gerçekleşip çan yok olduktan sonra polise başvurması, "testi kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur" sözünü hatırlatmaktadır.
Kentler sadece yol, kaldırım veya temizlik hizmetleriyle yönetilmez; bir şehrin kimliği, geçmişten devralınan manevi ve diplomatik mirasa gösterilen özenle ölçülür. Dönemin yönetimi tarafından kente kazandırılan 37 yıllık uluslararası bir dostluk nişanesini "nasıl olsa yıllardır burada duruyor" mantığıyla kaderine terk etmek, açık bir yönetim zafiyetidir.
Kentin en görünür parkında sergilenen 87 kilogramlık bir eserin etrafında ne caydırıcı bir fiziki koruma muhafazası ne de kesintisiz bir güvenlik kamerası altyapısının bulunmaması, belediyenin kamusal alan güvenliği ve kültür varlıklarını koruma konusundaki duyarsızlığını gözler önüne sermiyor mu?
Gece yarısı elini kolunu sallayarak demir kesme makasıyla kentin hafızasını söken zihniyet suçludur; ancak bu suç eylemine zemin hazırlayan, o değeri yıllardır korumasız ve denetimsiz bırakan idari ihmal de en az onun kadar sorumluluk taşımaktadır...
Çan henüz bulunabilmiş değil...
Ancak bronz bir çan bulunsa dahi, bu sorumsuzluk nedeniyle zedelenen kent imajı ve uluslararası dostluk bağlarının tamiri kolay olmayacak gibi duruyor...
Yetkililerin bu olaydan ders çıkararak kentteki diğer simge ve anıtlar için acilen somut güvenlik tedbirleri alması gerekmektedir.
Yazar: Ülker Fermankızı