DOLAR
49,68 ₺
EURO
55,76 ₺
STERLİN
66,64 ₺
ALTIN
2.580,00 ₺
BITCOIN
93.500 ₺
FAİZ
50,00%
Gündem Politika Ekonomi Analiz Dünya Röportaj Spor Türk Dunyası Yalova Haber
Menü
Dil
Türkçe İngilizce

İYİ Parti’de Fakıbaba Krizi: Dervişoğlu’ndan Hem Partiye Hem Vekilliğe İstifa Çağrısı

İYİ Parti Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba’nın, gazeteci İsmail Saymaz’a verdiği röportajda kullandığı ifadeler parti içinde tartışma yarattı.

|
İYİ Parti’de Fakıbaba Krizi: Dervişoğlu’ndan Hem Partiye Hem Vekilliğe İstifa Çağrısı

Fakıbaba’nın “Ne mutlu Türk’üm diyene” yerine “Türkiye milliyetçisiyim” dediğini açıklaması üzerine İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’ndan sert bir çıkış geldi. Dervişoğlu, isim vermeden Fakıbaba’ya seslenerek hem partisinden hem de milletvekilliğinden istifa etmesini istedi.

Röportajdaki sözler siyasi tartışmayı alevlendirdi

AK Parti döneminde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı görevini üstlenen, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığı da yapan Ahmet Eşref Fakıbaba’nın açıklamaları, İYİ Parti’de yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Gazeteci İsmail Saymaz’a konuşan Fakıbaba, terörsüz Türkiye sürecinin olumlu sonuçlanabileceğine inandığını ve barış sürecini desteklediğini belirtti. Gençliğinden bu yana liberal bir çizgide olduğunu ifade eden Fakıbaba, yeni anayasa konusunda da “evet” oyu vereceğini söyledi.

Ancak tartışmanın merkezine yerleşen sözleri, İYİ Parti’ye katılım sürecine ilişkin açıklaması oldu: “İYİ Parti’ye geçerken ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ dememişimdir. ‘Türkiye milliyetçisiyim’ demişimdir.”

Fakıbaba’nın bu ifadeleri, siyasi duruşu ve İYİ Parti ile arasındaki ideolojik uyum konusunda soru işaretlerini beraberinde getirdi. Açıklamalar, AK Parti’ye geri dönebileceği yönündeki yorumları da gündeme taşıdı.

Dervişoğlu’ndan açık mesaj: İstifanı bekliyorum

Fakıbaba’nın sözlerine İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun yanıtı gecikmedi. Dervişoğlu, isim vermeden yaptığı açıklamada, milliyetçilik vurgusu üzerinden sert bir mesaj verdi.

Dervişoğlu şu ifadeleri kullandı:

“Ne mutlu Türk’üm diyene” diyemeyen birinin aramızda yeri yoktur.

Siyasi namusun gereği olarak, AK Parti’den istifa ederken takındığı ve tarafımızdan da takdir edilen tutumu yeniden sergilemesini diliyor, partimizden ve milletvekilliğinden istifasını bekliyorum.

Bu çıkışla birlikte tartışma, Fakıbaba’nın röportajdaki sözlerinin ötesine geçerek İYİ Parti içindeki siyasi birlik ve ideolojik çizgi meselesine dönüştü. Dervişoğlu’nun hem parti üyeliğinden hem de milletvekilliğinden istifa talebinde bulunması, iki isim arasındaki görüş ayrılığının siyasi sonuçlarının ne olacağı sorusunu da gündeme getirdi.

Mesele yalnızca bir slogan mı, yoksa siyasi kimlik meselesi mi?

İYİ Parti’de yaşanan bu tartışma, iki siyasetçi arasındaki görüş ayrılığından daha fazlasını ifade ediyor. Çünkü siyasette asıl mesele, bir sloganın hangi kelimelerle dile getirildiğinden çok, o sloganın temsil ettiği değerlerin nasıl yorumlandığı ve siyasi tutumla ne ölçüde örtüştüğüdür.

Fakıbaba’nın “Türkiye milliyetçisiyim” ifadesi, tek başına milliyetçilikten uzak durduğu şeklinde yorumlanamaz. Türkiye milliyetçiliği ile “Ne mutlu Türk’üm diyene” söylemi arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğu, siyasi ve ideolojik bir tartışma konusudur. Bununla birlikte, İYİ Parti’nin kendi siyasi kimliği ve temel hassasiyetleri açısından bu açıklamayı sorgulaması da anlaşılabilir.

Ancak burada dikkat çekici olan, bir milletvekilinin sözleri nedeniyle partisinden ayrılmasının istenmesi kadar, siyasi anlaşmazlıkların hangi yöntemle çözüleceğidir. Bir partinin ideolojik sınırlarını koruma hakkı vardır; fakat siyasi farklılıkların doğrudan istifa çağrısına dönüşmesi, parti içi uzlaşma kültürünün ne kadar güçlü olduğu sorusunu da beraberinde getirir.

Üstelik Dervişoğlu’nun talebi yalnızca parti üyeliğiyle sınırlı değil; Fakıbaba’dan milletvekilliğinden de istifa etmesini bekliyor. Oysa milletvekilliği, siyasi parti aidiyetinin yanı sıra seçmen iradesiyle de bağlantılı bir temsil makamıdır. Bu nedenle böyle bir çağrının siyasi ve demokratik boyutları da ayrıca değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak, bu tartışma İYİ Parti açısından bir samimiyet ve siyasi tutarlılık sınavına dönüşmüş durumda. Asıl soru, kimin hangi sloganı söylediğinden ibaret değil; partilerin savundukları değerleri demokratik tartışma ortamında ne ölçüde koruyabildiği ve farklı görüşlerle nasıl başa çıktığıdır. Çünkü siyasette ilkeler kadar, o ilkelerin uygulanma biçimi de belirleyicidir.

 

 

Yazar: Ülker Fermankızı

Son haberler