Güney Kore’den Bosna-Hersek’e, Çek Cumhuriyeti’nden Norveç’e kadar farklı ülkelerden konukların Yalova’da buluşması, kentimizin tanıtımı açısından önemli bir fırsattı. Böyle bir buluşma, yerel yöneticiler için yalnızca bir etkinliğe katılmak değil, Yalova’yı uluslararası konuklara tanıtmak ve gelecekte kurulabilecek iş birliklerine zemin hazırlamak anlamına geliyordu.
Bir kenti tanıtmak için her zaman milyonlar harcamak, büyük reklam kampanyaları düzenlemek gerekmiyor. Bazen farklı ülkelerden gelen konukları iyi ağırlamak, onlara kentin güzelliklerini göstermek ve Yalova’dan güzel izlenimlerle ayrılmalarını sağlamak bile önemli bir kazanımdır. Ancak bunun için yerel yönetimlerin ve kent yöneticilerinin bu tür buluşmalara sıradan bir etkinliğin ötesinde bakması, ortaya çıkan fırsatı sahiplenmesi gerekir.
Yalova’ya dünyanın farklı ülkelerinden konuklar geldi. Bu buluşmanın kentimize sağlayabileceği tanıtım ve iş birliği imkânlarının ne ölçüde değerlendirildiği ise yerel yönetim anlayışımızın üzerinde durması gereken asıl konudur.

Ancak bunun için bir şart var: O fırsatı yalnızca gerçekleşen bir etkinlik olarak görmemek, kentin geleceği adına değerlendirmek.
Yalova’da gerçekleştirilen Evrensel Çocuk Film Festivali de tam olarak böyle bir fırsattı. Farklı ülkelerden diplomatik temsilcilerin, sinema profesyonellerinin, eğitimcilerin ve öğrencilerin bir araya geldiği organizasyon, yalnızca çocukların sinemayla buluştuğu bir etkinlik değildi. Aynı zamanda Yalova’nın uluslararası çevrelere kendisini tanıtabilmesi için önemli bir imkandı.
Güney Kore’den diplomatik temsilcilerin ve film festivali yöneticilerinin, Bosna-Hersek’ten öğrencilerin ve eğitimcilerin, Çek Cumhuriyeti’nden sinema profesyonellerinin, Norveç’ten bir film yönetmeninin Yalova’da buluşması, bu fırsatın boyutunu açıkça ortaya koyuyordu.
Festival kapsamında Norveç yapımı "Lars Is LOL" filminin gösterilmesi de organizasyonun uluslararası niteliğini güçlendiren unsurlardan biriydi. Üstelik bu organizasyonun hayata geçirilmesinde Yalova Yeni Yaşam Engelliler Derneği başkanı Lale Dondurmacıoğlu emeği bulunurken, Evrensel Film Festivali Genel Direktörü Rowena Martinez Ulayan Tuzcuoğlu hem teşkilatçılık hem de sponsörlük açısından önemli destek sağladı.
Her şeyi bir tarafa bırakıyorum, sadece dünyanın bir ucundan Yalova’ya getirilen insanlara Türkiye İstiklâl Marşı’nı ayakta dinletmeyi sağlamak, idrak edilmesi gereken en büyük hizmettir!
Çünkü ortada emek vardı, uluslararası katılım vardı, farklı ülkeler arasında kültürel bağ kurma imkânı vardı...
Peki, Yalova bütün bunların karşılığında ne kazandı?.. Kenti tanıta bilmek için ne yaptı daha doğrusu?
Uluslararası konuklar ve Yalova’nın ev sahipliği...
Etkinlikte Yalova Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ile valiliği temsilen bir vali yardımcısının bulunması, kurumsal temsil açısından önemliydi. Ancak organizasyonun uluslararası niteliği ve kentin tanıtımı bakımından taşıdığı potansiyel düşünüldüğünde, yerel düzeydeki katılımın sınırlı kalması üzerinde durulması gereken bir konu.
Elbette hiçbir belediye başkanının, siyasi parti temsilcisinin ya da kamu yöneticisinin her etkinliğe katılması beklenemez. Yöneticilerin programları, sorumlulukları ve öncelikleri vardır. Buradaki mesele, bir salondaki protokol koltuklarını doldurmak da değildir.
Asıl mesele, Yalova açısından stratejik değer taşıyan bir buluşmanın ne ölçüde sahiplenildiği idi aslında...
Dünyanın farklı ülkelerinden insanlar Yalova’ya gelmişse, o insanların kentle tanışması için kimler devreye girdi derseniz? İlk aklımıza gelen soru bu değil mi?
Yalova’nın tarihini, doğal güzelliklerini, kültürel zenginliğini ve ekonomik potansiyelini anlatmak için bir hazırlık yapılması gerekirdi çünkü... Bu buluşmanın ardından yeni iş birlikleri geliştirmek üzere somut adımlar da atıla bilinirdi çünkü...
İşte asıl sorgulanması gereken noktalar bunlar...
Çünkü uluslararası bir organizasyona ev sahipliği yapmak, yalnızca konukların gelişini karşılamak ve programın tamamlanmasını sağlamak değildir. Ev sahipliği, misafirin kendisini ağırlanmış hissetmesinden daha fazlasını gerektirir. Konuğun geldiği kent hakkında bilgi edinmesini, yeni bağlantılar kurmasını ve oradan ayrıldıktan sonra da o kentle bağını sürdürmesini sağlayabilmektir.
Bir başka ifadeyle, Yalova’ya gelen insanları ağırlamak başka, Yalova’yı onların hafızasında yaşatmak başkadır.
Bir kurdele kesildiğinde gösterilen ilgi, uluslararası bir fırsatta neden aynı ölçüde görülmüyor?
Ama gelin görün ki, küçük ölçekli sıradan bir butik açıldığında bile kentte ne kadar "kravatlı" yetkili var, elinde makas kırmızı kurdelenin arkasına geçip poz vermesini biliyor. Sonrada şehir için elini taşın altına koyduklarını da utanmadan söylüyorlar ya... İşte burası tam da trajikomik kısım...
Yani küçücük bir bakkalın açılışı için bile geniş katılımlı törenler yapılıyor. Fotoğraflar çekiliyor, protokol üyeleri yan yana geliyor, ziyaretler kamuoyuna duyuruluyor.... Ticaret ve iş insanı söz konusu olunca kimse sorgulamadan "parasına minnet" diye gündemin baş köşesine de oturtuyorlar... Anlıyorum, bunların kendi içinde bir değeri vardır muhakkak. Bir esnafın iş yeri açması da önemlidir, yerel ekonomiye katkı sağlayan bir girişimin desteklenmesi de...
Ancak insan ister istemez düşünmeden edemiyor: Kentin uluslararası tanıtımına katkı sağlayabilecek bir organizasyon söz konusu olduğunda aynı ilgi ve sahiplenme neden her zaman ortaya çıkmıyor?
Bir iş yeri açılışında verilen fotoğraf, o günün hatırasıdır. Uluslararası bir kültür organizasyonunda kurulan doğru bir ilişki ise gelecekte yeni bir projenin, ortak bir etkinliğin, eğitim programının ya da kültürel değişimin başlangıcı olabilir.
Yalova küçük kent diyorsunuz ya, belki de kente küçük ve sıkışmış bir ufuktan baktığınız için küçük görüyorsunuz?
Arkadaşlar ufkunuzu açın!
Makam başında oturunca, "kravatlar" giyince, başkanlar çoğalınca, seçimler bollaşınca, kurdeleleri kesilince ufuklar açılmıyor maalesef...
Örneğin, farklı ülkelerden gelen film profesyonelleriyle festival sonrasında ortak gösterimler düzenlenmesi konuşulabilinirdi... Yalovalı öğrencilerin yabancı öğrencilerle buluşmasını sağlayacak kültürel değişim projeleri geliştirilebilinirdi. Kentin kültür ve sanat kurumları, uluslararası festivallerle bağlantı kurulabilinir. Yalova’nın turistik değerlerini tanıtan çok dilli içerikler hazırlanarak konukların kendi ülkelerinde de kenti anlatmalarına imkân sağlanabilinirdi...
Ama bunları düşünecek ne bir kurum ne de bir STK göremedik...
İş ordadır ki, bunları yapmak için finans da gerekmezdi...Belkide sebep buydu? Kim bile bilir ki?..
Bugün bir telefon görüşmesi, iyi hazırlanmış bir tanıtım dosyası, doğru kişilerin bir araya getirilmesi ve etkinlik sonrasında sürdürülen iletişim yeterli bir başlangıç olabilirken, neden bunu kimse yapmak istemedi?
Bunun tek cevabı var sanırım: Kurdele kesmek görünürlük sağlar; uluslararası ilişkileri geliştirmek ise vizyon, hazırlık ve takip gerektirir!
Yerel etkinliklerde aynı sizin tercih ettiğiniz kurdeleyi kesmek kadar, kentin geleceğine katkı sağlayabilecek buluşmalarda da aktif rol üstlenebilmek kent adına çok önemlidir.

Festival kente katkı sağlıyor da Yalova neden görünmüyor?
Gelelim Yalova’daki yetkililerin düzenlediği film festivaline…
Kentin tanıtımının ayrı bir kategori olmaktan çıkarıldığı bir organizasyonda, festivalin Yalova’ya katkı sağlamak amacıyla düzenlendiği ifade ediliyor. Elbette kültür ve sanat etkinliklerinin kente katkısı olabilir.
Ancak bu katkının yalnızca sözle ifade edilmesi yeterli değil; kentin festivalin neresinde durduğuna, Yalova’nın değerlerinin ne ölçüde öne çıkarıldığına ve organizasyonun kent adına nasıl bir kazanım ürettiğine de bakmak gerekiyor. Festival kente katkı sağlamak için düzenleniyorsa, Yalova’nın tanıtımının geri planda kalması bu yaklaşımın kendi içinde tartışılmasını gerektiriyor. Çünkü bir etkinliğin Yalova’da yapılması başka, Yalova’yı gerçekten öne çıkarması başkadır.
Umut ediyorum ki, Yalova’nın kravatlı yetkilileri bir gün bu kente yalnızca küçük bir kentin penceresinden değil, dünyaya açılan geniş bir ufuktan bakmayı başarır. Her fırsatta ellerinde makasla kurdele kesmek yerine, kente gelen diplomatları Yalova’yı hatırlatacak anlamlı hediyelerle karşılamayı da düşünürler. Çünkü bazen bir kurdele kesilir ve o an unutulur; ama doğru zamanda verilen küçük bir hediye, kurulan bir dostluk ve bırakılan güzel bir iz yıllarca hatırlanır.
Çünkü Yalova’nın ihtiyacı bugün daha fazla kurdele kesen değil, kentin adını dünyaya taşıyacak ufka sahip yöneticilerdir...
Yazar: Ülker Fermankızı